

Photo credit: Pinterest
31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, ceza hukuku bakımından önemli değişiklikler getirmiştir. Bunlardan özellikle dikkat çekeni, Kanun’un 13. maddesiyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesine eklenen dördüncü fıkradır.
1. TCK m.158/4 ile Getirilen Düzenleme
Yeni düzenlemeye göre; dolandırıcılık suçuna iştirak eden kişinin fiilinin, banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, ödeme hizmeti sağlayıcısı, kripto varlık hizmet sağlayıcısı gibi kuruluşlardaki hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasına vermekle sınırlı kalması hâlinde, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Bu düzenleme özellikle uygulamada “IBAN kullandırma”, “hesap kullandırma” veya “IBAN kiralama” olarak adlandırılan dosyalar açısından önem taşımaktadır.
2. Her IBAN Kullandıran Kişiye Otomatik İndirim Uygulanmaz
Yeni hüküm, banka hesabı dolandırıcılık suçunda kullanılan herkese otomatik olarak uygulanacak bir indirim değildir.
İndirimin uygulanabilmesi için kişinin suça iştirakinin hesap veya ödeme aracının kullanılmasını sağlayan bilgi ya da araçları vermekle sınırlı olması gerekir.
Sanığın mağdurla iletişim kurması, dolandırıcılık planına katılması, diğer faillerle birlikte suçun icrasında aktif rol alması gibi durumlarda TCK m.158/4’ün uygulanıp uygulanamayacağı somut olayın özelliklerine göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu noktada önemli olan yalnızca hesabın suçta kullanılması değil, hesap sahibinin dolandırıcılık eylemine hangi ölçüde katıldığıdır.
3. Öncelikle Suça İştirak ve Kast Araştırılmalıdır
Yeni düzenlemenin uygulamasında önemli bir ayrım bulunmaktadır.
Bir kişinin banka hesabını veya IBAN’ını başkasına vermiş olması, tek başına dolandırıcılık suçuna iştirak ettiğinin kabulü için yeterli değildir. Öncelikle kişinin dolandırıcılık suçunun işlendiğini bilerek ve isteyerek hareket edip etmediği, diğer bir ifadeyle suç kastının bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla somut olayda iştirak ve suç kastı ispatlanamıyorsa beraat gündeme gelecektir. İştirak sabit olmakla birlikte kişinin fiili yalnızca hesabını veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlı kalmışsa bu kez TCK m.158/4 uyarınca yarı oranında ceza indirimi değerlendirilmelidir.
Bu nedenle yeni düzenleme, bir “IBAN affı” veya başlı başına yeni bir suç tipi değildir.
4. Eski Tarihli Dosyalara da Uygulanabilecek
TCK m.158/4, sanık lehine cezada yarı oranında indirim öngördüğünden lehe kanun niteliğindedir. Bu nedenle 31 Temmuz 2026 tarihinden önce işlenen suçlar bakımından da uygulanması mümkündür.
7589 sayılı Kanun’un geçici hükümleriyle, yürürlük tarihinden önce hüküm verilmiş ve kanun yolu incelemesinde bulunan dosyalar açısından da özel düzenlemeler yapılmıştır. TCK m.158/4 kapsamına girebilecek dosyaların yeniden değerlendirilmesi amacıyla ilk derece mahkemelerine gönderilmesi öngörülmüştür.
Ayrıca belirli şartların gerçekleşmesi hâlinde kesinleşmiş ve infaz aşamasına geçmiş dosyalar bakımından da yeni düzenlemenin sonuç doğurabilmesi mümkündür.
5. Sonuç
7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle getirilen TCK m.158/4 düzenlemesi, özellikle banka hesabı veya IBAN’ı dolandırıcılık suçlarında kullanılan kişiler açısından önemli bir değişikliktir.
Ancak her dosyada doğrudan yarı oranında ceza indirimi uygulanması söz konusu değildir. Öncelikle kişinin dolandırıcılık suçuna iştirak edip etmediği ve suç kastının bulunup bulunmadığı belirlenmelidir.
Bu çerçevede; suça iştirak ve kast ispatlanamıyorsa beraat, iştirak sabit olmakla birlikte kişinin katkısı yalnızca hesap veya ödeme aracını kullandırmakla sınırlıysa TCK m.158/4 kapsamında yarı oranında indirim gündeme gelecektir.
Bu nedenle devam eden soruşturma ve kovuşturmaların yanı sıra istinaf, kanun yolu ve infaz aşamasındaki dolandırıcılık dosyalarının da 7589 sayılı Kanun ile getirilen yeni düzenleme kapsamında yeniden değerlendirilmesi önem taşımaktadır.



