Sigortacının Halefiyeti

Sigortacının Halefiyeti
Sigortacının Halefiyeti

Photo credit: Unsplash

Sigortacı, sigorta ettirenin haklarının halefidir. Sigorta sözleşmesi yapıldıktan sonra sigorta sözleşmesi ile üstlenilen rizikolardan birine ilişkin zarar ortaya çıkarsa, sigortacı, sigorta ettirenin bu zararını sigorta tazminatından ödeyerek karşılar. Bu durumda sigorta ettiren, sigorta bedelinin ödenmesi talebinde bulunabileceği gibi zarar verene karşı da bir talepte bulunabilecektir. Neticeten sigorta ettiren hem zarar verene hem de sigortacıya talepte bulunabilir. Böyle bir durumda, zararından fazlasını elde edecek olan sigorta ettirenin rizikonun gerçekleşmesine kasten sebebiyet verebilme ihtimali doğacaktır. Zenginleşme yasağı sebebiyle sigortacıya halefiyet hakkı verilmiştir. Halefiyet hakkının diğer bir fonksiyonu da primler üzerindeki etkisidir. Zarar sigortası söz konusuysa sigortacının zarar veren 3.kişiye rücu edebilecek olması primlerin de düşmesine yol açmaktadır.

Ana kural; TTK m.1472’de düzenlenmiştir. Bu madde emredici niteliktedir.Aksi kararlaştırılamayan bir düzenlemedir. (m.1486 uyarınca) Öncelikle ortada geçerli bir sigorta sözleşmesi olmalıdır. Sigortacı geçerli bir sigorta sözleşmesine istinaden sigorta bedelini ödemelidir. Yapılan ödeme sigorta sözleşmesi kapsamında olup da esasen ödenmesi gerekmeyen bir ödeme ise ya da sehven ödeme yapılmışsa, o zaman halefiyetten söz edilemez. Uygulamada bu minvalde “exgratia” denilen ödemeler yapılmaktadır. Örneğin; ticaretle uğraşan şirketler karşısında sigortacılar arasında rekabet oluşmaktadır. Sadece müşteriyi kaçırmamak gayesini içeren ödeme yapabilme durumuna “exgratia” denilmektedir. Böyle bir durumda sigortacının zarar verenden talepte bulunma hakkı yoktur. Lakin sigortacı bu gibi durumları aşmak için sigorta ettiren ile anlaşma yaparak ödemeyi yapmaktadır. Bu ödemeleri yaparken sigortacı, sigorta ettirenden bir temlik almaktadır. Bu kapsamda sigorta ettiren, alacak hakkını sigortacıya verdiğinden alacağın temliki yoluyla sigortacı parasını almış olmaktadır.

Sigortacı, sigorta bedelini ödemeden halefiyet hakkını kullanarak dava açamaz. Ayrıca burada zarar verene karşı da bir dava açma hakkının olması gündeme gelmektedir. Başkası lehine sigortada, sigorta ettirenin zarar veren olması halinde öğretide iki görüş ele alınmaktadır:

Birinci görüş; sigorta ettirene karşı dava açılamaz çünkü sözleşmenin tarafıdır.

İkinci görüş; sigorta ettiren kendi menfaatini sigorta ettirmemişse onu 3.kişi sayarak sigortacı dava açabilir.

Hüküm ve sonuçları:

  • Riziko gerçekleştiğinde sigortacı sigorta ettirene ödeme yaptıktan sonra rücu davasına hak kazanır yani zarar verene karşı bir tazminat davası açabilir. Bu kapsamda sigortacı sahip olduğu bütün defileri zarar verene karşı ileri sürebilir.
  • Sigorta ettiren ile zarar veren arasındaki hukuki ilişkide ispat yükü kime düşüyorsa bu davada da o kişiye düşecektir.
  • Burada kural olarak zarar miktarı kadar sorumlu olunmasıdır. Fakat sigortacı zarardan fazla bir ödeme yaptıysa o fazla miktarı isteyemez, zarar ne kadarsa ancak o kadarını talep edebilir.
  • Sigorta ettiren ise m.1448 deki hüküm çerçevesinde sigortacının halefiyet hakkına sahip olmasını korumak ile yükümlüdür. Sigortacının kendisine verdiği talimatlara olabildiğince uymak zorundadır. Sigortacının rücu hakkını kullanabilmesi için ona gereken belge ve bilgileri vermekten kaçınmamalıdır. Ayrıca m.1472’nin 2. fıkrasında da buna ilişkin bir düzenleme mevcuttur. Sigorta ettiren, zarara sebep olan kişi ile anlaşma yaparak sigortacının halefiyet haklarını kullanmasına engel olmamalıdır. Bu konuda Yargıtay “sigorta ettiren zarar verene karşı doğrudan kendisi dava açarsa, yükümlülüğe aykırı bir davranıştır” şeklinde kararlar vermektedir.
  • Zarar veren(3.kişi) sigorta ilişkisinden haberi olmaksızın sigortalıya iyi niyetle ödeme yaparsa sorumluluktan kurtulur. İyi niyetli değilse, ikinci defa sigortacıya ödeme yapmak zorunda kalır. Fakat zarar verenin sigorta sözleşmesinden haberi olmuşsa ve bu kapsamda sigortacı ve sigorta ettiren kendisine ödeme yapılmasını istiyorsa genel hükümlere başvurularak mahkemeden paranın kime ödeneceğinin tespitinin yapılması istenebilecektir.
İletişim