Milletlerarası Adli Yardım

Milletlerarası Adli Yardım
Milletlerarası Adli Yardım

Photo credit: Unsplash

Milletlerarası adli yardım söz konusu olduğunda, HMK anlamındaki adli yardım (maddi gücü olmayanlara sağlanan adli yardım) anlaşılmamalıdır. MÖHUK’daki adli yardımda iki husus vardır;

  • İstinabe
  • Tebligat

Milletlerarası adli yardım, farklı ülkelerde bulunan mahkemelerin adli konulardaki birbirlerine olan yardımları ve adli iş birliği olarak düşünülebilir.

1.Milletlerarası İstinabe

Yabancı ülkede bulunan bir delilin kullanılmasına ilişkindir.

  • Örneğin yabancı ülkede bulunan bir tanığın dinlenmesi, bir tarafa yemin verilmesi, taraflardan birinin dinlenilmesi, belgelerin incelenmesi, yabancı bilirkişi raporunun alınması.

Bir tanığın yabancı ülkede bulunmasından dolayı dinlenilmemesi mümkün değildir.

İstinabe açısından 1970 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Yabancı Ülkelerde Delil Sağlanması Hakkındaki La Haye Sözleşmesi vardır. 52 ülke ile birlikte Türkiye’de sözleşmeye taraftır. Milletlerarası istinabe bakımından bir uluslararası sözleşme yoksa yabancı ülkede delil toplanması oldukça zordur. Uygulamada problemler yaratır. Bu sözleşme bir nebze kolaylaştırsa da uygulama bakımından prosedür oldukça uzun sürer. Dolayısıyla deliller yurt dışındaysa delillere ulaşma açısından oldukça zorluk yaşanacaktır.

Sözleşmeye göre, her akit devlet bir merkezi makam belirler. Türkiye’de merkezi makam “Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğüdür”. Akit devlet istinabe talebini bu merkezi makama iletir, merkezi makam da talebi kendi adli makamlarına iletir. Adli makam da kendi kanunlarının öngördüğü usulleri uygulayarak, örneğin bir tanık dinlenecekse kanundaki şekilde, delilleri toplayacaktır. Bunlar oldukça uzun sürer.

İstinabe talebi bazı hallerde kabul edilmeyebilir. Bu haller;

  • Talep edilen işlemin o ülkede yargının faaliyet alanında olmaması,
  • Talep edilen delilin o ülkede bulunmaması.
  • Örneğin yemin delili birçok ülkede yoktur.
  • Devletin egemenliğine ve güvenliğine tehlike yaratacak durumlar

2.Milletlerarası Tebligat

HMK Madde 438– (1) Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça tebligat, 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılır.      

Tebligat Kanunu Madde 25 – Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasiyle yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister

TEBLİGAT KANUNU Madde 25/a – Yabancı ülkede kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu aracılığıyla da yapılabilir.

Bu hâlde bildirimi Türkiye Büyükelçiliği veya Konsolosluğu veya bunların görevlendireceği bir memur yapar.

İstinabe, her yabancılık unsuru oluşturan davada karşımıza çıkmayabilir. Milletlerarası yetkiyi tesis edebilirsek zaten delillerin çoğu burada denmektedir. Ancak taraflardan birinin yabancı ülkede olduğu hallerde tebligat meselesi mutlaka ortaya çıkacaktır. HMK’daki düzenlemeye göre, davalı taraf yabancı bir ülkede ise, cevap dilekçesinde Türkiye’de geçerli olan bir tebligat adresi göstermesi zorunludur. Ancak ilk başta davacının verdiği dava dilekçesi her türlü yurt dışında yaşayan kişiye tebliğ edilmelidir. Davacı, Türkiye dışında yaşayıp Türkiye’de dava açacaksa genellikle vekil aracığı ile kendini temsil ettiği için davacı olma açısından tebligatta problem yaratmaz. Ancak davalının yabancı olması halinde bir sorun ortaya çıkar.

Yine bu konudaki problemleri önlemek için kabul edilen ve 62 ülkenin taraf olduğu, “1965 tarihli Hukuki ve Ticari Konularda Adli ve Gayri Adli Belgelerin Yabancı Memleketlerde Tebliğine Dair La Haye Sözleşmesi” vardır. Burada gene merkezi makamlar aracılığı ile tebligat kuralı düzenlenmiştir. Yani yabancı ülkenin merkezi makamı tebligat gönderilecek ülkenin merkezi makamı ile iletişime geçer, o merkezi makam ise tebligat gönderilecek ülkenin yargı makamlarını harekete geçirir. Türkiye’deki merkezi makam istinabedeki ile aynıdır.

Sözleşmenin getirdiği en önemli kolaylık, taraf devlet mahkemelerinin doğrudan doğruya posta yoluyla tebligat yapabilmesidir. Ancak Türkiye bu kuralı kabul etmemiştir. Yani sözleşmenin diğer tarafı olan 61 ülkenin mahkemeleri, Türkiye’de bulunan kişilere doğrudan doğruya posta yoluyla tebligat yapamazlar. Ancak Türk mahkemelerinin bunu kabul eden ülke vatandaşlarının bulundukları ülkelere doğrudan doğruya posta yoluyla tebligat yapma imkanı vardır. Önemli bir kolaylıktır.

Tebligat meselesini ikiye ayırarak incelemekte fayda vardır;

  1. Yabancı ülkede bulunan Türk vatandaşlarına tebligat: tebligatın yapılacağı ülkenin sözleşmeye taraf olup olmadığına göre işlem yapılmalıdır. Ülke taraf değilse ama tebligat yapılacak kişi Türk vatandaşı ise yine de çok zor bir işlem değildir. Tebligat Kanunu 25.maddenin a bendine göre; doğrudan doğruya yabancı ülkedeki Türk temsilciliğine tebligat yapılabilecektir. Ülke sözleşmeye tarafsa ve doğrudan tebligatı kabul etmişse, yabancı ülkedeki Türk vatandaşına doğrudan tebligat yapılabilmektedir. 25-a’ya göre daha kolaydır. Doğrudan tebligatı kabul etmemişse yine merkezi makama başvurularak yapılabilir. Sözleşmeye taraf olsa bile Türk vatandaşı olduğu için 25-a’yı kullanmak yine daha kolay olacaktır.
  2. Yabancı ülkede bulunan ve Türk vatandaşı olmayanlara tebligat: sözleşmeye tarafsa gene bir nebze işimiz kolay, merkezi makamlar aracılığı ile veya doğrudan tebligatı kabul etmişse doğrudan tebligat yapılabilir. Ama hem sözleşmeye taraf değilse hem de yabancı ise iş biraz zorlaşır. Tebligat Kanunu 25.maddeki yöntem kullanmalıdır. Buna göre Türk mahkemesi tebligatı, adalet bakanlığına, bakanlık dış işleri bakanlığına, bakanlık temsilciliğe, temsilcilik de o ülkedeki yetkili makama gönderecektir. Bu işlem oldukça uzun sürmekte ve dilekçe silsilesi açısından oldukça kopukluk yaratacaktır. Dolayısıyla HMK’da gösterilen cevap dilekçesinde türkiye’de tebligat adresi gösterme kuralı oldukça önemli bir kolaylık sağlayacaktır.
İletişim